parallax background

Bosna Hersek – Hırvatistan Gezimiz (3) – Plitvice Gölleri

Bosna Hersek – Hırvatistan Gezimiz (1)
8 Ekim 2018
Viyana Gezi Notları
9 Ekim 2018

Trogir’de geçirdiğimiz gecenin ardından sabah erkenden yola çıkarak gezi süresince en çok merak edip görmek istediğim yer olan Unesco Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Plitvice Gölleri Ulusal Park’ına doğru yola çıktık. Hırvatistan’daki yolculuğumuz boyunca hep Adriyatik kıyısında yol almıştık ama bu noktadan sonra denizden uzaklaşarak Hırvatistan’ın içlerine doğru ilerlemeye başladık. Trogir’den Plitvice arabayla yaklaşık 3 saat kadar sürüyor. Yol boyunca ormanlık alanlar giderek artıyor. Plitvice’ye yaklaştıkça da yol üzerinde ortama uygun butik otel ve pansiyonlar ile kır lokantaları görünmeye başlıyor.



Plitvice Gölleri ulusal parkına girdiğiniz anda sizi muhteşem bir manzara karşılıyor.

sali.pixnet.net

Plitvice Gölleri Ulusal Parkı’nda birbirine bağlı irili ufaklı 16 farklı göl görülebiliyor. Yaklaşık 2 kilometrekarelik alanı kaplayan göller, güneş ışığının ve içerlerinde bulunan mineral ve organizmaların sayı ve çeşitliliğine göre griden camgöbeğine farklı renkler alıyorlar. Aşağıda tüm parkın bir haritası var.

Parkı gezmek tüm gününüzü rahatlıkla alabilir. Bizim planımız Trogir’den Park’a geçip günübirlik bir gezinin ardından akşam Zagreb’teki otelimizde konaklamaktı. Neredeyse tüm günümüzü geçirmemize rağmen yine de bu Park’ta geçirdiğimiz zaman hiçbirimize yeterli gelmedi.

Park fotoğraf meraklıları için çok güzel görüntüler sunuyor. Bende kendimce birkaç fotoğraf çekme şansına eriştim.

Parkın en büyük gölünde büyük gezi teknesiyle gezmekte mümkün ancak hem bekleyenlerin oluşturduğu uzun sıra hem de zaman kısıtı nedeniyle biz tekne gezisine katılamadık. Parkın içinde yürüyerek gezildiği için hazırlıklı gitmek gerek. Göller arasındaki patikalarda yürümek yorucu ancak bir o kadar da güzel.

thebesttravelplaces.com

Uzun ve yorucu bir yürüyüşün ardından hemen parkın girişinin yakınında yer alan Licka Kuca adlı restorana öğlen yemeği için uğradık. Burası ortama çok uygun, otantik bir kır lokantası.

Lokantanın ortasında yer alan büyük mangallarda pişirilen etler içeri girer girmez dikkat çekiyor. Biz garsonun özellikle tavsiye ettiği 4 kişilik kuzu etinden sipariş ettik ve hiç pişman olmadık. Etin yanında patates, havuç, bezelye ve soğan gibi sebzelerde geldi. Ete ekledikleri sosta muhteşemdi. Parkın içindeki muhteşem manzaraların eşlik ettiği yorucu yürüyüşün ardından bu yemek bize gerçekten iyi geldi.

Yemeğin ardından Hırvatistan’daki son durağımız ve ülkenin başkenti olan Zagreb’e doğru yolculuğumuza başladık.

Zagreb ve Saray Bosna’ya daha sonra eşimle birlikte tekrar gitme ve daha ayrıntılı gezme şansım olduğu için bu iki güzel şehre ilişkin izlenimlerimi bir başka yazıya saklıyorum. Görüşmek üzere.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir